17°
Hava Durumu
Hissedilen : 17.9°
Gorus Mesafesi : 10.0 Km
Basinc : 1021 hPa
Ruzgar : 9.7 Km/S - KB
Nem : 67%
canlı izle
Köşeli Yazılar
ÇÖZÜME ODAKLANMAK GEREK
Ayhan Ongun
14/08/2018

Toplum olarak en büyük hatalarımızdan biri; sorunların çözümü deyince, var olan sorunları farklı sıralamayla ya da farklı biçimde aktarmak olarak anlıyoruz.

Siyasi partilerde ve siyasi çalışmalarda bu durum çok daha net olarak ortaya çıkıyor.

Ülkeyi yönetmeye talip muhalefet partilerine bakıyorsunuz, ülke sorunlarını çok iyi sıralıyorlar. Tek ayrıştıkları nokta, hangi sorunun daha öncelikli ya da önemli olduğuna ilişkin oluyor.

Bu sorunların nasıl, hangi yöntemle çözüleceğine ilişkin somut öneriler yerine yeniden ve yeniden aynı sorunları sıralamakla meşguller.

İçinde bulunduğumuz küresel dünyada Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak, ekonomik ve siyasal alanda güçsüzleştirmek isteyen uluslararası güçlerle nasıl mücadele edilmesi gerektiği konusunda bir çözümleme ne yazık ki ortaya konmadığı gibi, sorunun kendisi yerine, sorunu yaratanla ilgilenmek daha cazip geliyor.

Doğrudur, bugün yaşadığımız sıkıntıların, sorunların büyük bölümü AK Parti iktidarı döneminde oluşmuştur.

Uygulanan politikaların birçoğu geri tepmiş, stratejik ortak diye bildiklerimiz şimdi bize düşman konumuna gelmişlerdir.

Peki! Bu durumu bu şekilde tespit edip, her fırsatta tekrarlamak, sorunun çözümüne ne gibi bir katkı sağlıyor?

Aynı keza, ana muhalefet partisi CHP de yaşanan seçimli olağanüstü kurultay talebine ilişkin imza krizi karşısında, Kılıçdaroğlu ve ekibinin ne gibi bir çözüm önerisi oldu?

En son yapılan MYK değişikliği operasyonunu bu krize karşı bir çözümmüş gibi sunanlar; sanmasınlar ki, tabanı kandırdılar. Olsa olsa kendilerini kandırmış olurlar.

CHP'de yaşanan sorunları; yalnızca bir genel başkan sorunuymuş gibi sunmaya çalışanlar, bu partiye gönül vermiş insanları Kemal Kılıçdaroğlu-Muharrem İnce ikilemine hapsetmek isteyenler, yanılıyorlar.

Hiçbir çıkar gözetmeden, kişisel hırs ve beklenti içine girmeden, salt bu güzel ülkede hayatını istediği gibi yaşamak, çocuklarını iyi bir eğitimle geleceğe hazırlamak için çağdaş bir ülkede insanca, onurlu bir yaşamın mücadelesini veren, demokrasi, özgürlük dışında bir derdi olmayan, barış sevdalısı, vicdan sahibi yurttaşların umudunu tüketmeye, ne Kılıçdaroğlu’nun, ne Muharrem İnce’nin ne de çevrelerindeki siyaset bezirganlarının hakkı yoktur.

Her toplantıda Adalet türküleri söyleyenler, kendi partileri içinde adaleti sağlayamıyor, demokratik çözümler üretemiyorlarsa hiçbir talepleri halktan karşılık bulmaz.

CHP 1977'den bu yana tüm seçimlerde başarısız olmuş ama her başarısızlıktan bir başarı öyküsü çıkarmayı marifet saymış yöneticiler, bizlerin de buna inanmasını beklemişlerdir.

Her seferinde yeni bir umutla, nafile bir çabayla partisini destekleyen iyi niyetli kadrolar, her seçimde yeniden duvara toslamış, hep birilerinin gelip partiyi kurtarmasını beklemişlerdir.

Oysa kurtarılması gereken partide, önce bizi kurtarmasını beklediklerimizden kurtulmak gerekiyor.

Aksi halde kaçırılan kızı, bu kez; serserinin elinden kurtaran kovboydan kurtaramıyoruz.

Sorun, Cumhuriyetle yaşıt bir köklü partinin hala kendi kitlesini yaratamamış olması, kendi siyaset alanını, siyasi bağlaşıklarını belirleyememiş olmasıdır. O yüzdendir ki hep rakiplerinin minderinde ve üstelik yanlış taktiklerle güreş tutmuş ve sırtı yerden kalkmamıştır.

Kurultaylar yalnızca parti içi iktidara yönelik seçim gündemli yapılırken, bugün seçimden kaçmanın hiçbir haklı izahı olamaz.

Yarın tüzük kurultayı için imzalar toplanır, diğer antidemokratik kurallar gibi tüzükte var olan yarıdan bir fazla kuralı değiştirilir, olağanüstü seçimli kurultay yapmanın önündeki engeller kaldırılırsa ne olacak?

Genel Başkan değişiminin kesin çözüm olmadığını bilsek de, partide yeniden bir heyecan yaratmak, umutları tazelemek adına da olsa kurultayı toplamak varken, çevresindeki asalakların statülerini korumalarına imkan yaratayım derken, ezici bir çoğunlukla kaybedilen bir genel başkanlık; Kılıçdaroğlu’nun siyasi sonu olacağı gibi, partide de önemli çalkalanmalara neden olacaktır.

Son seçimlerde yaptığı kimi stratejik hamleler, siyaset tarihinde unutulmayacak kimi uygulamalar ve iyi niyetli çıkışların sahibi Kılıçdaroğlu, onurlu bir geri çekilmeyi fazlaca hak ediyordu.

Ancak çevresindeki ihtiras sahibi kimi siyaset baronları kendi kişisel beklentileri uğruna ona bunu bile çok gördüler.

Siyasi etiği, kamu vicdanını bir yana bırakıp, basit matematik hesaplarıyla, basiretsizliklerini, başarısızlıklarını gizlemeye çalışan köhnemiş siyasetçiler yüzünden ne yazık ki artık yolun sonu göründü. Bakalım bundan sonra; serserinin elinden kızı kurtaran kovboydan, başına bir hal gelmeden kızı nasıl kurtarabileceğiz.

Bir önceki yazımda da kısaca değinmeye çalıştığım gibi, Türkiye de gerçek anlamda demokrasinin yerleşmesi, özgürlük ve barış içinde bir arada, eşit yurttaşlar olarak yaşayabilmenin yolu, demokratik halk iktidarından geçiyor.

Hiç kimse ya da kurum tek başına bu ülkede devletin, cumhuriyetin sahibi değildir. Bu güzel ülke; bu coğrafyada yaşayan farklı din, dil ve kültürlerden oluşmuş yurttaşların ortak yurdudur. Devlete sahip çıkmak da, cumhuriyeti yaşatmak ve demokrasiyi kurmak da birlikte başaracağımız bir görevdir.

Hiç kimse ya da kurum kendisini ayrıcalıklı, diğerlerinden üstün görme hakkına sahip değildir.

Kendisi gibi düşünmeyen, kendisi gibi yaşamayanları öteki olarak gören, aşağılayan yok sayan ve hatta gücü yettiğinde yok etmeye çalışanlara karşı bu ülkenin eşit yurttaşları olarak bizler; emekten, demokrasiden barıştan yana olanlar, zulme ve zalime karşı birlikte mücadele etmek zorundayız.

Yorumlar
Ad Soyad
E-Posta
Ba?lyk
Yorum
Yazaryn Di?er Yazylary
Ayhan Ongun
Serdar Karcılıoğlu
Yalçın Dümer
Taner Uysal
Can Pulak
Berna Aysu
Ayşenur Tanrıverdi
www.kenttv.net © 2000 - 2018 | KAYIN YAYINCILIK RADYO TV . A.ޞ. | Cumhuriyet Mah. Kibris Şehitleri Cad. OASİS AVM 3. Kisim No:314 BODRUM - MUĞLA | Tel: 0252 317 30 30