2020'den Umut Var mı?

Biz hedefler koyaduralım, Kasım ayının ortalarıydı hep bir ağızdan bu yıl 45 milyon turist hedefini aştık, 50 milyona gidiyoruz! Ses duvarını aşan naraları atıyorduk.

2020'den Umut Var mı?
array(6) { ["banner_size_id"]=> int(2) ["campaign_id"]=> string(1) "9" ["banner"]=> string(55) "uploads/images/img_5e450d478ac5c3-22107524-22060253.gif" ["banner_text"]=> string(14) "Karia Su Yatay" ["banner_url"]=> string(24) "https://www.kariasu.com/" ["banner_hash"]=> string(64) "40941d102f7acd2d12653105797e090b8a05a0ae7cee196253b24a4c080a01f9" }

Oysa ki Çin’den “Türkiye’ye akın başlıyor” şeklindeki Türkiye’ye yılda 500 bin Çin vatandaşı nın gelmesine yol açacak müjdeli haber de gelmişti…

Çin’deki havayolu şirketleri İstanbul’a 30 Nisan’da seferlere başlayacak olan Sichuan Havayolları ile, China Southern Havayolarının da yeniden başladığı Pekin dışında Wuhan’dan, Lucky Air de Kunming kentinden İstanbul’a uçuşlar yapmayı programlamışlardı.

Bizzat havayolu şirketlerince açıklanan bu bilgiler inandırıcı ve ayağı yere basan haberlerdi…

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Nokta Atışı ve Yerinde Tanıtım” stratejisi demek ki doğru idi…

Beklenti 500 bin ile sınırlı Çinli turist olsa da sonuçta bir Umut’tu!

Umut fakirin ekmeği değil miydi?

Umut da olsa, böyle, ayağı yere basan bilgi ve gerçek haberlere, gelişmelere daima şapka çıkardığımız ve desteklediğimiz bilinir,

Her şey bir tarafa, Turizm adına yapılan hamleler ve konulan hedeflere söylenecek bir şey yok…

Gel gelelim İranlı komutanın Amerika tarafından katledilmesinin sınırlarımızda bizi nasıl etkileyeceği ve bu olayın artçılarının uzun süre devam edeceği hatta çevremizi kan gölüne dahi çevirebilecek gelişmelere gebe olduğunu düşünmemek abesle iştigal etmektir.

Ayrıca 2 bin km ötemizdeki denizaşırı ülke Libya'da yaşanan iç savaşın tam içerisine asker gönderecek ve muhtemel bir savaş ortamının içerisine girecek olmamızın,

Ayrıca Suriye ile olan sorunlarımızın devam ediyor olması, Askerimizin halen orada konuşlanıyor olması, sayıları 4 milyonu geçkin göçmenlerin turistik bölgelerimize yayıldıkları, İdlib deki saldırılardan kaçan yaklaşık 2 milyon daha sığınmacının sınırlarımıza dayanmış olmasını bizim bildiğimiz kadar tüm dünya insanları tarafından her gün her dakika televizyonlarından biraz da abartılı olarak yayınlanırken ve tam da bu günlerde seyahat planları yapan Alman, İngiliz, Çin, İspanyol, Hollanda, Amerika, Belçika, ve hatta Rus turisti nasıl etkileyeceğini, evin küçük kızının Türkiye ye gidelim diretmesinin, babanın “hele bu seneyi bir geçelim seneye düşünürüz” dediklerini hissetmemek olur mu?

Şimdi tüm bu gelişmeler varken evde akşam yemek sonrası oturup seyahat programı yapan siz olsanız, tercihinizi bu ülkeden yana kullanır mısınız?

Halen daha bugün bazı basın organlarında Turizm ile ilgili çıkan “Turizm de canlanma ve yükseliş olacak, turizmde rekor hedefleniyor…” şeklindeki haber ve yorumlara acaba biz başka bir gezegende mi yaşıyoruz sorusunu sordurmuyor mu?

Tabii ki sorduruyor…

Şimdi bu yazımı okuyan bazı arkadaşlarımın benim yine karamsar tablo çizerek moraliteyi etkilediğimi düşündüklerini hissedebiliyorum.

Ama görünen köy kılavuz istemiyor ki…

Turizmin bir Matematik olduğunu daha önce de söylememiş miydik?

Aklına tatil yapmak düşmüş bir turistin bu isteğini gerçekleştirebilmesi için, birçok etkenin söz konusu olduğu, Turistin oturduğu yerden bir başka ülkeye ışınlanma ile gidemeyeceğine göre, bu isteğe etki eden faktörlerin de önemli olduğu ve yön verdiği bir matematik değil mi?

Özellikle konaklama ve yiyecek içecek sektörü temsilcilerine, profesyonellerine ve emekçilerine söyleyeceğim şu ki! Bu gerçekler ortada dolaşırken “rekor kıracak, yükseliş olacak” sözlerine daha dikkatli yaklaşım göstermeleridir.

45 milyon turist hedefini aştık, 50 milyona gidiyoruz!

31 Aralık 2019 itibariyle aştık mı? aşmadık mı? Bilmiyorum ama yeni yılın hemen başında ışık hızıyla gelişen olaylara bakacak olursak turizm sektörünü çok zor bir 2020 nin beklediğini söylemek yalan olmaz.

Sevgilerimle