25°
Hava Durumu
Hissedilen : 26°
Gorus Mesafesi : 20.0 Km
Basinc : 1015 hPa
Ruzgar : 0.0 Km/S - GGD
Nem : 60%
canlı izle
SUDAKİ İZ
NASIL BİR ŞİRİNSİN?
Berna Aysu
29/06/2018

Kitap okurken, algımda ve aklımda kalmasını istediğim satırların altını çizer.

Gün gelir açar okurum.

Sanki, o güne denk gelen evrensel bir mesaj olarak görürüm.

Yaşayıp giderken, kelimeler havada uçuşuyor, verilen sözler unutuluyor, kıymet verdiklerimiz bazen bizi hüsrana uğratabiliyor.

Olsun biz gene de yola, yaşama devam diyoruz.

Erteleme yahut pes etme lüksümüz yok değil mi?

Sizleri bugün Hasan Sonsuz Çeliktaş kitabından altını çizdiğim satır aralarıyla buluşturmak istedim.

Bakalım siz nasıl bir şirinsiniz?

İyi olmak zorunda değilsin; pozitif olmak zorunda da.

Hatta herkese iyilik yapmak zorunda da değilsin, hayatın boyunca tek bir iyilik yapmak zorunda bile değilsin daha ötesinde.

Meditasyon yapmak, vejetaryen olmak, her türlü yoga asanasını bilmek, derinden ommm sesi çıkarabilmek, beyazlar içinde tiril tiril gezinmek zorunda da değilsin… Öfkeni bastırmak, küfür etmemek, karşıdaki sana vururken illa ki diğer yanağını dönmek zorunda hele hiç değilsin…

Tek bir yapacağın şey var bu yaşam sürecinde,

Her neysen; her kimsen o olmak… Kendini reddetmemek…

 “Mış” gibi yapmamak.

Kendini olduğun gibi kabullenmek ve kendini yaşam içinde olduğun gibi ifade etmek…

Aslında öfkeli bir Şirin misin?

Niye değilmişsin gibi davranmaya çalışıyorsun ki?

Seni o şekilde daha fazla seveceklerini ve kabulleneceklerini düşündüğün için mi? Belki de çok mızmız bir Şirinsin’dir ya da bilgiç ya da tüccar ya da sakar ya da gerçekten de kötü bir Şirinsin.

Hiç bir Şirin’in olduğundan farklı davrandığını gördük mü biz?

Hepsini bir bütün olarak sevip kucaklamadık mı çocukken?

Onların hangi birisi olduğundan farklı davranmaya çalıştı ki?

Hatta olduğundan farklı davranmaya çalıştıkları bölümlerde nasıl komik durumlara düştüklerini görüp eğlenmedik mi çocukken?

 Peki bu noktada soru şu? Sen nasıl bir Şirin’sin…

“Kendini Tanıma Yolculuğu”, bir sahte-kimlik edinip de onun arkasına kendini saklama çabası değildir.

Böyle yüzünden huzur akan, mutluluk dolu, sakin ve dingin ses tonlamasıyla meleksi davranmaya çalışmak hele hiç değildir.

Kısa bir süreliğine belki yedirebilirsiniz bunu karşınızdakine, ama eninde sonunda insanlar sizinle birlikte oldukça açıklar vereceksiniz ve hatta belki de o kadar saklanmaya çalışıyorsunuz ki bu kimliğin arkasına, kendinizi o kadar inkar ediyorsunuz ki… bunun yansıyan titreşiminden kimse yanınıza bile yaklaşmıyordur,

Elbette ki dünyada attığınız her bir adımın bir getirisi de olacaktır;

Yani siz öfkeli bir Şirinseniz ve yoldan çevirip adam dövüyorsanız, o da size karşılık verecektir veya kanunlar devreye girebilecektir.

Veya her ne iseniz ve ne yapıyorsanız, tabii ki bunun karşılığı olabilecektir

Dünya üzerinde bedelini ödemeye hazır olduğunuz her şeyi yapmakta özgürsünüz. Bununla birlikte “evet ben böyleyim” deyip kendinizi kucakladığınızdaki huzurun getirisi paha biçilemez.

Artık içsel olarak sizden yansıyan enerji, uyum enerjisi olacaktır.

Bu noktada da başkalarının da sizi olduğu gibi kabul etmeye başladığını görmeye başlarsınız

Aslında içinizde siz kendinizi yargıladığınız için başkalarını yargılıyordunuz ve onlar da sizi yargılıyordu.

Ne zaman olanınızı kucakladınız, içsel uyumunuz sağlandı ve işte o zaman çevrenize huzur yaymaya başladınız.

Huzuru, olduğunuzdan başka bir şeymiş gibi davranmaya çalışarak yaşayamazsınız. Her neyseniz O’sunuz… Başka hiçbir şey değil…

Bunu kabullendiğiniz anda illüzyon çözülür; tıpkı açılan bir kasanın şifresi gibi.

Evet, şifre iyilikte, güzellikte, doğrulukta vs. değildi;

Şifre kendini olduğun gibi kabullenmek ve kendini her neysen o şekilde kucaklamakta gizliydi.

İçinden “iyilik” yapmak geçmiyorken, “iyiymiş gibi” davrandıkça o an yaptığın tek şey aslında kendini inkar etmekten ibaretti ve bu da seni senden uzaklaştırıyor ve illüzyonunu besliyordu.

Ayrıca hazır iyilik, güzellik, doğruluk demişken.

Kime göre, neye göre?

Acaba eleştirdiğiniz kendi içinizdeki savaşmayı seven tarafınızı görmeyi reddedişiniz olabilir mi?

Başkasına despot derken, aslında o size içinizde sakladığınız despotu yansıtıyor da kendinizi eleştiriyor olabilir misiniz?

“Hayır, canım olur mu öyle saçma şey!” diyebilirsiniz belki de bu sözlere

Ne zaman her neyseniz o olduğunuz gerçeğini kucaklarsınız, ona sarılırsınız, onu yaşamaya başlarsınız.

İşte o zaman illüzyon çözülür ve farkındalık başlar.

Diyeceksiniz benim umurumda değil, kendimi tanımak, etmek, özmüş falan; eyvallah.

Bu evrende kimse size çıkıp da niye diye sormayacaktır.

Kimisi yolculuk için gelir, kimisi de köyünde kendisiyle mutlu mesut yaşamak için… Hiç kimse de bir diğerinden daha önemli, değerli değildir bu bağlamda.

Zaten kendini kucaklayan insan da başkasından daha önemli, değerli olacağım diye çabalamaz da.

Bu yaşamda her neyse, onu gerçekleştirir.

Kendisini kucaklamanın verdiği tatmin, zaten “daha değerli” olmalıyım hissini eritecektir…

Hadi bakalım her neyseniz onu kabullenme ve onu yaşama zamanı sevgili Şirinler… Hep birlikte şirinlemeye... :)

 

Yorumlar
Ad Soyad
E-Posta
Ba?lyk
Yorum
Yazaryn Di?er Yazylary
Ayhan Ongun
Serdar Karcılıoğlu
Deniz Poyraz
Yalçın Dümer
Taner Uysal
Berna Aysu
Ayşenur Tanrıverdi
www.kenttv.net © 2000 - 2018 | KAYIN YAYINCILIK RADYO TV . A.ޞ. | Cumhuriyet Mah. Kibris Şehitleri Cad. OASİS AVM 3. Kisim No:314 BODRUM - MUĞLA | Tel: 0252 317 30 30